|
Lütfi İnciroğlu
|
 |
« Yanıtla #2 : 23, Eylül, 2006, 12:07 » |
|
4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-g fıkrasına göre; İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi durumunda işverence iş sözleşmesi haklı nedenle derhal feshedilebilir.
Ancak, bu hükmün uygulanabilmesi için, biri devamsızlığın süresi, diğeri sebebi olmak üzere her iki koşulun birlikte gerçekleşmiş olması gerekir. Yani devamsızlık haklı sebebe dayanıyorsa iş sözleşmesi bildirimsiz feshedilemez. Haklı nedenler; istirahat, bir yakının ölümü, yardıma koşma zorunluluğu, resmi makamların çağrısı, tutukluluk, eşinin doğumu gibi haller sayılabilir. Burada önemli olan objektif iyi niyet kurallarına tarafların uymasıdır.
Örneğin, devamsızlık nedeni ile işverene bildirimsiz fesih hakkı doğmuş olsa bile, işveren bu hakkını objektif iyi niyet kurallarına göre kullanması gerekir. Bu kural işçi için de geçerlidir. Hastalan işçi hastalığını işverene haber vermeye ve onun kendi yokluğundan dolayı tedbir alarak zarardan korunmasını sağlamakla görevlidir.
Burada Medeni Kanun'un 2 inci maddesi çerçevesinde "objektif iyiniyet kurallarının" uygulanması gerektiği kanısındayım. Başka bir anlatımla, eğer işçi kasten işi savsaklamak amacıyla rapor almayı alışkanlık haline getirmişse burada objektif iyiniyet kurallarından bahsedilemez.
Aslında İş Kanunu’nun 25/II kapsamında yer alan fesih nedenlerinin ortak özellikleri, sözleşmeden doğan borca, sadakat yükümüne aykırı, güven ilişkisini zedeleyen ve genelde kusura dayanan olgular olduğu görülür.
Örneğin alışkanlık haline gelmemiş ve süreklilik arz etmeyen işe geç kalmalar fesih için yeterli olmayan kusurlu eylem kabul edilebilecekken, geç kalma eylemi eğer alışkanlık haline gelmiş ise, o zaman geçerli neden sayılabilecektir. Ancak uyarılara rağmen işe geç kalmaların sürdürülmesi artık bir haklı fesih nedeni oluşturacaktır.
|