|
Lütfi İnciroğlu
|
 |
« Yanıtla #1 : 13, Ocak, 2008, 13:59 » |
|
Sorulan soru 4857 sayılı İş Kanunu'nun birbirinden farklı iki ayrı maddesinde düzenlenmiştir. İş Kanunu'nun 6. maddesi işyeri devrini, 22. maddesi de iş koşullarında değişikliği düzenlemiştir.
a-)Hukuki bir işleme dayalı olarak yapılan işyeri devri, ticaret hukuku anlamında işyerinin birleşmesinin her iki türünü de kapsar.
Bilindiği gibi, işyeri veya bir bölümünün devrinde, iş ilişkilerinde işveren tarafı değişmekte, ancak iş sözleşmesi mevcut bütün hak ve borçlarıyla yeni işverene geçmektedir. Fakat, tüzel kişiliğin birleşme veya katılma ya da türünün değişmesiyle sona ermesi halinde birlikte sorumluluk hükümleri uygulanmaz. Çünkü, iki veya daha çok ticaret ortaklığının birleşerek yeni bir ticaret ortaklığı meydana getirmesi veya mevcut bir ortaklığa katılması halinde işletmenin külli intikali söz konusudur.
Bu durumda Türk Ticaret Kanunu’nun 146 ıncı maddesine göre, işyeri bütün olarak ve tek bir olayla yeni işverene geçer. Yeni işveren borçlardan sorumlu olduğu için iş ilişkisine tam olarak girer ve eski işverenin yerini alır.
İşyerini devreden veya devralan işveren iş sözleşmesini sırf işyerinin veya işyerinin bir bölümünün devrinden dolayı feshedemez ve devir işçi yönünden de, fesih için haklı sebep oluşturmaz. Yargıtay verdiği bir çok kararında, “işverenin değişmesi nedeniyle işçiye haklı sebeple sözleşmeyi fesih hakkı vermemiş, çünkü iş ilişkisi yeni işverenle otomatik olarak devam etmektedir” demiştir.
Ayrıca Yüksek mahkeme, “işyerinin devri halinde işverenin kişiliğinde çeşitli şekillerde olan değişikliklerin hizmet akdi ilişkisini de sürdüreceği, devrin işçiye haklı nedenle fesih hakkını vermeyeceği ve akdi ilişki kesilmediği sürece kıdem tazminatı hakkı doğmayacağını” hükme bağlanmıştır.
b-)İş sözleşmesinde, işçinin işini göreceği yer belirtilebilir. Bu durumda, işveren kural olarak sözleşme hükümlerine uygun davranmak zorundadır. Ancak, sözleşmede işin görüleceği yer ile ilgili böyle bir hüküm kararlaştırılmamış ise, işveren yönetim hakkına dayanarak işçinin işyerini belirleyebilir.
İşveren “yönetim hakkına” dayanarak “iyi niyet kuralları” çerçevesinde bu yetkisini her zaman kullanabilir.
Özellikle işletmenin ekonomik ve teknik zorunluluklarından kaynaklanan hallerde işçinin bir işyerinden diğerine nakledilmesi mümkün olabilir. Yeter ki sözleşmede herhangi bir hüküm bulunmasın ve yapılan değişiklik, işçiye ek bir külfet getirmesin …
Son olarak söylemek gerekirse, nakil, işçinin sosyal ve ekonomik durumu ile sonraki durumu arasında işçi aleyhine büyük farklar yaratmamalıdır.
|