|
ASGARİ ÜCRET MARATONU BAŞLADI
01.01.2006 tarihinden itibaren 1 yıl süreyle geçerli olacak asgari ücreti belirleyecek Asgari ücret tespit komisyonu, Çalışma Genel Müdürü Cengiz DELİBAŞ’ın başkanlığında 29 Kasım Salı günü Ankara’da toplandı. Toplantıda ilk kez yapılan bir uygulama ile ikinci toplantının 12 Aralık Pazartesi günü TİSK’de, 16 Aralık Cuma günü de Türk-İş Genel Merkezinde yapılması kararlaştırıldı.
Ayrıca, komisyonda alınan karar uyarınca, Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE), Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), Hazine Müsteşarlığı ve Maliye Bakanlığı'ndan ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal durum ile memur maaşlarına ilişkin birer rapor istenmesi kararlaştırıldı.
Asgari ücret; işçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücreti ifade eder (Yönetmelik md.4/d).
Türkiye'de ilk kez asgari ücret uygulamasına 1969 yılında il bazında başlandı. 1 Temmuz 1969'da 26 ilde başlayan uygulama, 31 Ekim 1972 tarihine kadar sürdü. 1 Kasım 1972 tarihinde yeni asgari ücret belirlendi ve 59 il kapsama alındı. İl bazında belirleme yöntemine 30 Haziran 1974'de son verildi. 1 Temmuz 1974'de asgari ücret uygulaması yurt çapına yayıldı.
Tarım ve Orman kesiminde çalışanlar da, 1 Mayıs 1973'de asgari ücret kapsamına alındılar. Sanayi ve Hizmetler Kesimi ile Tarım ve Orman Kesimi işçileri için daha önce Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nca ayrı ayrı saptanan asgari ücret, 1 Ağustos 1989'dan itibaren her iki kesim için tek rakam olarak belirlenmektedir .
Ülkemizde uygulanmakta olan asgari ücretin uluslararası dayanağını, ülkemizce 25.06.1973 tarih ve 1769 sayılı Kanunla kabul edilen “Asgari Ücret Tespit Usulleri İhdasına İlişkin 26 Sayılı Sözleşme” oluşturmaktadır. Bu sözleşme, işçinin örgütlenme ve toplu pazarlık fırsatlarının gelişmemiş olduğu dönemde onaylayan devletlere, ”... toplu sözleşme yolu ile veya bir başka yolla etkili bir ücret tespiti yönteminin bulunmadığının veya o ücretlerin istisnai bir biçimde düşük olduğu işlerde asgari ücretlerin tespitine olanak sağlayan usulleri ihdas ve muhafazayı taahhüt etme” yükümlülüğü getirmiştir.
Asgari ücret anayasal dayanağını 1982 Anayasası’nın “Ücrette Adalet Sağlanması” başlıklı 55. maddesinde bulmaktadır. Buna göre; “Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır. Asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde bulundurulur.” hükmü gereği asgari ücretin belirlenmesi, çalışanların geçim şartları ve ülkenin ekonomik durumunun birlikte ele alınmasını gerektiren anayasal bir hüküm durumundadır.
Asgari ücretin uluslararası ve anayasal dayanağının dışında yasal dayanağını 4857 sayılı İş Kanununun 39 uncu maddesi oluşturmaktadır. Buna göre; 4857 sayılı İş Kanunu kapsamına girsin ya da girmesin iş sözleşmesi ile çalışan her türlü işçinin ekonomik ve sosyal durumlarının düzenlenmesi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca Asgari Ücret Tespit Komisyonu aracılığı ile ücretlerin asgari sınırlarını en geç iki yılda bir işçilerin 16 yaşını doldurmuş olup olmadıklarına göre ayrı ayrı belirlenir.
Uygulamada son yıllarda 6 ayda bir ya da yılda bir bu tespit yapılmaktadır. Komisyon, asgari ücreti bütün işkollarını kapsayacak şekilde belirler. Ücretin, bir günlük olarak belirlenmesi esastır. Aylık, haftalık, saat başına veya yapılan iş tutarına göre ücret ödenen durumlarda gerekli ayarlamalar buna göre yapılır.
Asgari ücret tespit komisyonunun belirlediği asgari ücretler Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihi izleyen ayın ilk gününden itibaren yürürlüğe girer. İşçilere bu ücretlerin altında ücret ödenemez. İş sözleşmelerine ve toplu iş sözleşmelerine bunun aksine hükümler konulamaz. Aksine hüküm konulsa dahi geçerli değildir. Ayrıca işverenler tarafından, işçilere sağlanan sosyal yardımlar sebebiyle asgari ücretten herhangi bir indirim yapılamaz.
Asgari Ücret Yönetmeliğinin 7 inci maddesinin birinci fıkrası saklı kalmak şartıyla, asgari ücretin belirlenmesinde dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplere dayalı herhangi bir ayrım yapılamaz. Yine Asgari Ücret Yönetmeliğinin 7 inci maddesinde, ”Ücret en geç iki yılda bir olmak üzere işçilerin 16 yaşını doldurmuş olup olmadıklarına göre ayrı ayrı belirlenir. Komisyon, ücretin belirlenmesinde; ülkenin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik durumu, ücretliler geçinme indekslerini, bu indeksler yoksa geçinme indekslerini, fiilen ödenmekte olan ücretlerin genel durumunu ve geçim şartlarını göz önünde bulundurur” denilmektedir.
GENEL ASGARİ ÜCRETTEN YEREL ASGARİ ÜCRETE GEÇİLEBİLİR Mİ?
Son günlerde ülke çapında genel olarak uygulanan asgari ücret, Ankara Sanayi Odası’nın yerel asgari ücret konusunu gündeme taşımasıyla tartışılmaya başlandı. ASO’ya göre asgari ücretin Türkiye'de yeknesak uygulanması yanlış. Ülkenin gelişmiş bölgelerinde asgari ücret göreceli olarak geçim koşullarının gerisinde kalırken, az gelişmiş doğu ve güneydoğu illerinde yeterli düzeyin üstüne çıkabilmektedir! Örneğin 2003 yılında aylık kişi başına ortalama tüketimin İstanbul'da 319 YTL olmasına karşın Ağrı, Bitlis, Bingöl, Muş gibi illerimizde 80 YTL olduğu kaydediliyor. ASO, Türkiye'nin üç bölgeye ayrılarak farklı asgari ücret uygulanması durumunda iş gücü maliyetlerinin düşeceğini, yoksul bölgelerde özel sektör yatırımlarının artacağını, işsizlik ve gelir dağılımı bozukluğunun azalmasının ötesinde ekonomik güçsüzlüğün beslediği terörün uygun zemin bulmakta zorlanacağını ileri sürüyor. Bu yöntemin ABD, Japonya, Kanada gibi gelişmiş ülkelerin yanı sıra Çin, Meksika ve Hindistan'da uygulandığı, Almanya, Avusturya, Danimarka, İsveç ve İtalya'da asgari ücret uygulamasının olmadığını ifade ediyor.
Ankara Sanayi Odası yerel asgari ücret uygulamasının 3 ayrı bölgede uygulanmasını önermektedir. Örneğin; 1. Bölgede asgari ücretin on yıl 250 YTL olmasını, 3. ve 2. Bölgede asgari ücret aynen korunurken 2. Bölgede beş yıl boyunca vergi ve sigorta primlerinin yüzde 1'e indirilmesini, en gelişmiş 3. Bölgede de gene vergi ve sigorta primlerinin düşürülmesini öneriyor.
Yasal asgari ücret düzeyi ekonominin temel göstergelerinden biridir. Tüm ücretleri etkileme özelliği ile maliyetler, finansman, vergi, iç ve dış satışlar vs. üzerinde zincirleme etkileri dolayısıyla makroekonomik dengelerde önemli rolü vardır. Ayrıca, toplu iş sözleşmelerinden sigorta primlerine; idari para cezalarından yargı kararlarına kadar çok geniş bir uygulama yelpazesini etkilemektedir.
Bu bağlamda ifade etmek gerekirse, ülkemizde uygulanan genel asgari ücret sistemi uygulaması bir sosyal politika aracıdır. OECD ‘ye üye ülkelerde uygulanan asgari ücret sistemleri de farklılık arz etmektedir. Her ülke ekonomik ve sosyal yapısını dikkate alarak ücret rejimlerini belirlemektedirler. Her şeyden önce genel asgari ücret sisteminden yerel asgari ücret sistemine geçiş, ekonomik, sosyal ve yasal yapıda yeniden bir reorganizasyonu gerektirir. Zira, asgari ücret sisteminin değişimi başta anayasal ve yasal değişikliklerin yapılmasına bağlıdır. Ayrıca, sendikal örgütler yerel asgari ücret uygulamasına karşı çıkarak ülke genelinde yeknesak olarak belirlenen asgari ücret üzerinden toplu pazarlıklara oturmayı isterler. Zaten ülkemizde çalışanlar arasındaki ücret dengesizliği geçmişten günümüze kronikleşmiş bir durum sergilemektedir. Asgari ücretin gelişmiş yörelerde yüksek, az gelişmiş yörelerde düşük belirlenmesi örneğin, Ağrı İl Özel İdaresinde çalışan işçiler için 250 YTL, aynı işi yapan Edirne İl Özel İdaresinde çalışan işçiler için 300 YTL ücret tespiti “eşit işe eşit ücret” ilkesine aykırılık oluşturabilir. Öte yandan emek yoğun sanayii’nin uygulandığı tekstil sektöründe yerel bazda uygulama yapılabilir mi ? örneğin, Tekirdağ İli Çorlu ilçesinde tekstil sektöründe 350 YTL olan net asgari ücret Ardahan İlinde faaliyet gösteren bir tekstil fabrikasında 250 YTL olarak mı belirlenecektir ? bu konular tüm ayrıntıları ile sosyal taraflarca tartışılmalıdır.
Belki ilk etapta bu durumun, üretimdeki işçilik maliyetlerini düşüreceği için az gelişmiş yörelerimizdeki yatırımların hızlanmasına katkı sağlayacağı düşünülebilir. Ancak, bu uygulamanın kamuda çalışan ve özellikle sendikalı olan işçilere uygulanmasının sakıncalarını düşünmemiz gerekir. Çünkü, kamuda aynı büroda çalışan; statüsü memur olan, sözleşmeli memur olan, 657/4-b’ye (ne memur ne de işçi) göre çalışan ya da 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi personel arasındaki varolan ücret dengesizliği, asgari ücretin yerel belirlenmesi ile yeni bir boyut kazanacaktır. Özellikle çalışanlar arasındaki ücret adaletsizliğini gidermek amacıyla üzerinde yıllarca çalışılan ve yakın bir zamanda Kanunlaşması beklenen Kamu Personeli Kanunu arafesinde, yerel asgari ücret uygulaması düşüncesi çalışma hayatında yeni açmazların doğmasına yol açabilir. Hatta düşük asgari ücret uygulaması yapılan illerden yüksek asgari ücret uygulaması yapılan illere istihdam kayması bile yaşanabilir.
Oysa, ülkemizdeki işsizlik ve gelir dağılımındaki bölgesel dengesizlik, asgari ücret sisteminin yerelleştirilmesinden ziyade az gelişmiş yörelerimizde uygulanan asgari ücretin, vergi dışı bırakılması, sigorta prim oranlarının en asgari seviyeye düşürülmesi ve dolayısıyla yatırımcılar üzerindeki işçilik maliyetleri azaltılarak giderilebilir. Malum, ücret yüksekliği yoksul bölgelere yatırımı engelleyen tek faktör değildir. Özel sektör, iş gücü maliyeti dışında vasıflı eleman çalıştırmak, alım gücü yüksek geniş pazarlara ulaşmak, düşük nakliye maliyeti, kolay ve yeterli enerji, nitelikli yönetici bulmak gibi pek çok etkeni yatırım planlamasında değerlendirmek zorundadır.
Ülkemizdeki yaygın olan kayıt dışılığın önlenmesi de yine asgari ücretin yerel olarak belirlenmesinden ziyade, örneğin 5 kişi‘den daha az işçi çalıştıran işyerlerinde uygulanan asgari ücretlerin vergi dışı bırakılmasıyla ve sigorta prim oranlarının en asgari seviyeye düşürülmesi yöntemi benimsenerek giderilebilir. Zaten ülkemizde kayıt dışılık % 53’ü bulmaktadır. Ülke genelinde değişik iş kollarında faaliyet gösteren işyerlerinin % 89’u 30 ve daha az işçi çalıştıran işyerlerinden oluşmakta ve bu işyerlerinde çalışan işçiler iş güvencesi kapsamı dışında kalmaktadır. Bu işyerlerinin sayısı da 427 bin civarındadır. Yani, asgari ücretin altında, sigortasız çalışan ve vergi ödemeyen kesimdir. Bu sorunu biz asgari ücreti azaltarak ya da artırarak değil asgari ücret içindeki işveren yükünü hafifleterek çözebiliriz. Bu dengesizlik giderilirse, çalışanın eline geçen net asgari ücret artacak aynı zamanda işverenin işçilik maliyeti de düşecektir. Dolayısıyla zor ekonomik koşullarda çalışan asgari ücretlinin gelirinde bir artış sağlanırken, üretim içindeki işçilik maliyetinden şikayetçi olan işverenin yükü hafifleyecektir.
Çünkü, bugünkü asgari ücret içersindeki vergi ve sigorta primlerinin işgücü maliyeti içindeki payı % 42.3’dür. Öte yandan, işverenlerin asgari ücretli için üstlendiği maliyetin % 59’u çalışanlara ödenen net ücretten, % 41’i ise Devlete ödenen prim ve vergilerden oluşuyor. Devlet, asgari ücret üzerinden halen toplam 243.62 YTL vergi ve sigorta primi alıyor.
Bu konu üzerinde durmak gerekir düşüncesindeyim. Örneğin uygulamaya baktığımızda, ülkemizde Türk-İş Araştırma Merkezinin Kasım başında yaptığı bir araştırmada açlık sınırı 530 YTL, gıda, giyim, sağlık, barınma ve eğitim başta olmak üzere zorunlu harcama kalıplarını kapsayan yoksulluk sınırının 1.650 YTL’ye ulaştığı belirtiliyor. Türkiye’de bugün asgari ücretin brütü 488 YTL, neti 350 YTL, asgari ücretin işverene maliyeti ise, 594 YTL dir. Ülkemizde SSK’ya kayıtlı toplam 6 milyon 181 bin sigortalının % 43.6’sına denk gelen 2 milyon 696 bin kişi asgari ücret üzerinden ücret almaktadır. Kayıt dışı çalışan 4-5 milyon işçinin büyük bir kısmının da ücret seviyesi asgari ücretle belirlenmektedir. Evet, çoğunluğun aldığı ücret asgari ücret ve bu ücret de yoksulluk sınırının çok altında kalmaktadır. Açlık sınırı kavramından, 4 kişilik bir ailenin sadece zorunlu mutfak masrafları anlaşılmalıdır. Yoksulluk sınırı ise, yine 4 kişilik bir ailenin kira, elektrik, su, telefon, yakacak, eğitim vs. hepsini kapsayan ücret sınırıdır.
AVRUPA BİRLİĞİ’NDE ASGARİ ÜCRET Almanya, Avusturya, Danimarka, Finlandiya, İsveç, İtalya, Kıbrıs Rum Kesimi’nde asgari ücret uygulanmıyor.
Şubat 2004 verilerine göre Avrupa Birliği’ne üye 25 ülke arasında en düşük asgari ücret 119 € ile Letonya’da uygulanıyor. Bu ülkeyi 130 € ile Litvanya, 149 € ile Slovakya , 158 € ile Estonya, 177 € ile Polonya , 202 € ile Macaristan izliyor.
Avrupa Birliği’nde en yüksek asgari ücret ise 1402 € ile Lüksemburg’ta. Türkiye’de ise 1 Temmuz 2004 itibariyle uygulanan asgari ücret AB para birimi cinsinden 177 €-. dir. Bu verilere göre, Türkiye’de çalışan kesim asgari ücret seviyesi konusunda 8 Doğu Avrupa ülkesinden fazla, 15 AB ülkesinden daha az asgari ücret almaktadır. Türkiye’deki asgari ücret Bulgaristan 61, Romanya 69, Letonya 121, Slovakya 148, Estonya 159, Polonya 177, Macaristan 189, Çek Cumhuriyeti 207 Euro/ay’dan fazladır. Ancak, unutmamak gerekir ki, uygulamada ülkemizdeki haftalık çalışma süreleri oldukça uzundur (ortalama 50-55 saat). Yani haftalık 45 saatlik çalışma süresi çoğunlukla geçilmekte fazla çalışma ücreti ödenmeden işçiler asgari ücret üzerinden çalıştırılmaktadır. Dolayısıyla 8 doğu Avrupa ülkesinden fazla gözüken aylık ortalama asgari ücret düzeyi çalışma saatleri dikkate alındığında ülkemizde ücret seviyesi daha düşüktür.
Ayrıca, Türkiye Kamu-Sen verilerine göre içinde ekmek, et, balık, süt, peynir, yumurta, yağ, meyve, sebze, şeker, reçel ve bal gibi gıda ürünlerinin bulunduğu bir fileyi doldurmak için, asgari ücretle geçinen bir kişi maaşının Belçika’da yüzde 8.1’ini, İngiltere’de 9.1’ini, Fransa’da yüzde 9’unu, Lüksemburg’ta yüzde 8’ini harcamak zorunda kalırken, Türk çalışanı aynı ürünleri alabilmek için maaşının yüzde 40’ını harcamak zorunda kalıyor.
25 AB ülkesindeki asgari ücret miktarları (Euro: €). Lüksemburg 1.402 €Hollanda 1.264 €Belçika 1.233 €Fransa 1.215 €İrlanda 1.213 €Birleşik Krallıklar 1.125 €Malta 542 €Yunanistan 504 €İspanya 460 €Slovenya 442 €Portekiz 365 €Çek Cumhuriyeti 207 €Macaristan 202 €Polonya 177 €Estonya 158 €Slovakya 149 €Litvanya 130 €Letonya 119 €Türkiye 177 €
Lütfi İNCİROĞLU
Çalışma Bölge Müdürü
|